CEZA HUKUKU

Ceza hukukusuç ve ceza kavramlarını inceleyen kamu hukuku bölümüdür. Genel ve özel ceza hukuku olarak ikiye ayrılır (ceza genel ve ceza özel olarak da ifade edilmektedir).

Genel ceza hukukunun konusu suç kavramının maddi ve manevi unsurlarıyla tanımı, ceza hukukuna hakim olan genel ilkeler, ceza kavramının tanımı, suçu ortadan kaldıran nedenler, cezayı azaltan ve ortadan kaldıran nedenler gibi bütün suçlar için geçerli olan ilke ve teorilerdir.

Özel ceza hukukunun konusu ise ülkenin kanunlarına göre suç sayılan eylemlerin neler olduğu, bunların kapsam ve sınırları, birbirlerinden ayrılan yönleri ile bu suçlara öngörülen cezalardır.

Ceza hukuku geniş anlamda ceza yargılaması usulunü de içerirken dar anlamda ceza yargılaması ceza hukukunun dışında kalır.

1. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi (nulla poena sine lege)

Suç ve bunun karşılığı olan cezanın ancak kanun ile belirlenmesidir. Bu temel ilke, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında yer almaktadır: "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz." Bu da suç tanımının belirgin ve açık biçimde kanunla düzenlenmesini gerektirir. Belirsiz ve muğlak ifadelerle suç tanımlanamaz (nulla poena sine lege certa).

2. Suçta ve cezada kusur ilkesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Ceza hukuku anlamında kusur, bir fiilin isnat yeteneği mevcut bir kimse tarafından bilerek ve istenerek işlenmesidir. Yani, failin cezalandırılabilmesi için fiili bilerek ve isteyerek yapmış olması gerekir. Bu ilkeden de ancak fiili bizzat işlemiş failin cezalandırılabileceği ilkesi türetilmiştir. Bu ilke de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasında yer almaktadır: "Ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz."

 

Belirlilik İlkesi:

Türk Ceza Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasına göre, Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.” Suçun unsurları, suç işlenmesi halinde verilecek ceza, ağırlatıcı nedenler, güvenlik tedbirleri yasada açıkça belirlenmiş olmalıdır. Bu ilkeyi uygulamak ise kanun koyucunun görevidir.

Aleyhe Yasanın Geçmişe Uygulanması İlkesi:

Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde; “İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu madde uyarınca eylemin gerçekleştirilmesinden sonra yürürlüğe giren yasa fail aleyhine ise fail hakkında uygulanmaz.

Kıyas Yasağı:

Türk Ceza Kanununun 2. maddesinin 3. fıkrasına göre; Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” Ceza hukukundaki kıyas ile yorum birbirinden farklı şeylerdir. Kıyas; yasada açıkça yazılı olmayan bir eylemi, yasada suç olarak gösterilen bir eyleme benzeterek cezalandırmakken yorum yasada yazılan bir hususun açıklığa kavuşturulmasıdır. Suç ve ceza içeren hükümlerin uygulanmasında ve yorumlanmasında kıyas mutlaka yasakken suç ve ceza içermeyen hükümler yönünden kıyas yapılmasında sakınca bulunmamaktadır.

İdarenin Düzenleyici İşlemleriyle Suç Oluşturması Ve Ceza Verme Yasağı:

Anayasanın 38. maddesine göre; “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” Ayrıca Anayasanın 104. maddesinde; “Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.” Düzenlemesine yer verilerek bu konuda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi de çıkarılamayacağı düzenleme altına alınmıştır.

Örf Ve Adete Dayanarak Suç Oluşturma Ve Ceza Verme Yasağı:

Ceza hukukunda örf adete dayanılarak suç işlenmesi ve ceza verilmesi mümkün değildir. Suç ve cezaların herkesçe bilinmeyen örf ve adetler kapsamında düzenlenmesi hukuka aykırı olacaktır.

HAKARET SUÇU VE CEZASI 

KASTEN YARALAMA SUÇU VE CEZASI